Edib-i Dem

Bir nur ki onda parıldayan şems gibi.
Hem vefalı hem pürhaya nesli gibi.
Ateş dahi utanır yanında, edib-i dem.
Ben sünbülü, bülbülü, gülü ne’dem?

Bir ziya ki ondan ışıyan bedr gibi.
Hem veralı hem pürziya ehli gibi.
Ateş dahi tutuşur aşkında, o ki hemdem.
Sünbül, bülbül, gül dahi yanar dembedem.

Bir od var ki onda zahir yangın gibi.
Hem alim hem pürirfan ceddi gibi.
Ateş dahi ram olur, duymaz nedem.
Sünbül,bülbül,gülde dahi olmaz mendem.

Bir şu’le var ki ondan şamil setr gibi.
Hem amil hem pürhidme ceri’ gibi.
Ateş dahi diler olmak dilinde yek bir dem.
Aşk-ı Nuri nur eyler kulubu her dem.

Ateş

Bir şeyh ki yolda yürüyüşü ateş.
Hem cismi hem bülbülü ateş.
Hiç yakar mı ehl-i Hakk’ı ateş?
Hem sünbül hem güldili ateş.
Bir nazarı var ki yakar bir ateş.
Hem cesed hem derun ateş.

Bir şah ki kavl u kelamı ateş.
Hem yarı hem servası ateş.
Hiç yakar mı ehl-i aşkı ateş?
Hem dilşah hem nurçeşmi ateş.
Bir nazarı var ki yakar bin ateş.
Hem Ahmedi hem kalbüd ateş.

Bir abd ki ulum u a’mali ateş.
Hem lem’i hem alemi ateş.
Hiç yakar mı ehl-i rahmi ateş?
Hem ehli hem dilnesli ateş.
Bir nazarı var yakar bin bir ateş.
Hem cenan hem canan ateş.

(Muhammed Es’ad Erbili kaddesallahu sirrahu’l-aziz hazretlerine…)