“Biz Ahmedi ve Muhammedi bir insan-ı kamil olmaya çalışan insan-ı acuzuz.” diyerek zatını tanıtmaya çalışan yazar 1996 senesinde Zonguldak’ın Karadeniz Ereğli ilçesinde alem-i Rahman’a geldi. Çocukluğunu bu küçük bölgede berrak bir ortamda geçiren yazarımız Devlet-i Al-i Osmani’ye duyduğu büyük hürmet, aşk ve iştiyakını Osmanlı lisanına olan ilgisiyle gidermeye çalışarak Devlet-i Al-i Osmani’nin değerlerini yaşatmaya çalıştı. Ortaöğretimi boyunca pek etken bir rolde bulunmaması alinin pek bir gasahat ehli olmasından kaynaklansa da lise dönemi boyunca güç yetirebildiğince zatını şiire, edebiyata -hususan divan edebiyatı- ve lisan-ı Osmani’ye adaması hasebiyle yazarlık ciheti gelişerek zahir oldu. Okuduğu lisenin bir İmam u hatib lisesi olması hasebiyle de hayatını, şiirlerini, yazılarını lillah ile’l-ümmeti’r-rasulillah’a adamıştır. Şuan dahi okumaya ehemmiyet gösteren yazarımız şu sözlerini lisanından hiç düşürmez: “Okuyan kimse yazar, dinleyen kimse mütekellim olur.”, “İnanç en büyük silahtır.”, “Eskiden derviş olmak daha kolaydı. Dışarısı da içerisi de birdi. Şimdi ise dışarı çıkmaya dahi korkuyoruz. Moda’nın esiri olan gençlerimizin naedebiyyatı sebebiyle nefis mücadelesi pek bir çetrefilli oldu. Nefesi nefise hakim kılmak pek bir meşakkatli oldu şimdilerde. En-nihayetinde zikrullahı ziyade eylemeliyiz ki fikriyatımız fillah ola! Fikriyatımız fillah olur ise ezkarımız billah olur neticede. Minallahtır her iş her nefis bile! Lillah olmalı her işimiz alemde! Allahu ekberu ve lillahi’l-hamd! Fi emanillahi teala, azze ve celle!”