Kudüs İçin Kıyam Vakti

Kerim Allahu teala hani haçlı ordularından felaha erdirmişti Selahaddin Eyyübi vesilesiyle ilk kıble-yi şerifimiz yüce mi’rac hadisesinin vuku’ mekanı olan mukaddes Kudüs’ümüzü. Hani biz fetoistlerin ayaklanmasını susturmuştuk. Hani biz Rum ordularını kaç kez hezimete uğratmıştık ya! Hani çocuğumuzun eline diken batsa hastaneye götürüyoruz ya! Hani muhacir kardeşlerimize kapı, kucak, gönül açıp dertlerine derman olduğumuzu düşündük ya! Biz Osmanlı evlatlarıyız diye gurur duyduk ya hep yahut Atatürk’ün varisleriyiz diyoruz ya her vakit veyahut biz Rasulullah’ın askerleriyiz, Allah’ın zü’l-fikarlarıyız diyoruz ya kalbimizi ortaya koyup inanarak! Nerede şimdi sözler? Biz laf müslümanları mıyız, kardeşim? Biz ashabın özlemle baktığı Rasululah’ın “Kardeşlerim” dediği müslümanlar değil miyiz? Biz “Rasulullah’a canımız feda ola!” diyenler değil miyiz? Hangimiz anlayabiliriz şimdi savaştaki çaresizliği? Hangimiz çıkıp da vahşette fedakarlık yapabiliriz? Şimdi herkesin elinden düşürmediği akıllı telefonlar ne için yarıyor? Gündemi takip edip Suriye için nasıl ayağa kalktıysak şimdi Kudüs için ayağa kalkama vaktidir. Çağlardan en kötü çağdayız. Ne yerimizden kalkıp savaşa gidebiliyoruz. Ne devlet olarak sesimizi yükseltebiliyoruz. Halk olarak yürüyoruz meydanlarda Kudüs için. Mü’min olarak konuşuyoruz televizonlarda, salonlarda Kudüs için. Müslüman olarak yazıyoruz internette, dergilerde, kitaplarda Kudüs için. En kötü halimiz bugünkü halimizdir bizim. Suriye yok oldu yürüdük, konuştuk ve yazdık. Ama sonucunda yine oturup izleyen biziz.Ne savaşa engel olabildik ne muhacir kardeşlerimize hakkıyla sahip çıkabildik. Arakan, Myanmar,Pakistan ve Kudüs’te vahşet hala devam ediyor. Yine elimizde konuşmak var, yine yürümek ve yine yazmak var. Elimizden gelen bundan gayrı yok mu bir şey? Ne vakit gönüllerimiz haykırışa geçecek? Gözler baksa ne fayda gönle işlemedikçe şuur. Hayat devam ediyor, vahşette zulümde devam ediyor. Ne azalıyor daim artıyor.
İki üç film veya dizi izleyip gaza gelmekle olmuyor müslümanlık, dervişlik yahut insanlık. Diriliş Ertuğrul izleyip o akşam cihat ilan edip sabaha vazgeçmek yalnızca kişiliği bozar. Yunus Emre’yi izleyip akşam hikmet ehli olup sabaha yeniden gerisin geriye dönmek sadece şahsiyetinize zarar verir. Eskiden biz Allah için ölmek denildiğinde kalbimizi ortaya koyup efere çıkmaya can atan gençler, yaşlılar değil miydik? Şimdi ne oldu bize ki içimiz kararmasın diye haber dahi zilemiyoruz. Şimdi hayattan bezmiş, hiçbir şey umursamayan, kötü haber duyunca kanalı değiştiren kulağına kulaklığı takıp oyuna dalarak alm-i Rahman’dan kopan insanlar olduk. Bırakın şu elinizdekileri ve gerçekleri gözlerinizle görün! Çıkarın kulaklıklarınızı da zulümün haykırışlarına kulak verin! Rahat bırakın gönüllerinizi de ferasete erin! Nedir kendinize zulmetmenizle dünyadan el etek çekerek mazlum kardeşlerinize zulmetmeniz? Haydi kalkın ayağa! Kranlıkta ki bir mum hiçbir şeyi değiştirmez ama yanyana, göğüs göğüse, gönül gönüle bin mum gökleri aydınlatır. Eğer birlikte tek bir ses olursak şeytan dahi karşı koyamaz bize. Amacımız ve hedefimiz cennette Rasulullah’ın meclisinde mütebessim olmak bizim. Biz bir olup inanırsak Allahu teala elbet bizi muzaffer kılacaktır. Nefisler nefeslere hükmettiği zaman vücud şeytanın esiri olur. O zaman tembellik, öfke ve yalancılık gibi kötü hasletlerin yuvası haline gelir beşer. Artık nefeslerin nefislere hükmetme vakti gelmedi mi yahut nefislerin nefeslere hükmettiği yetmedi mi? Girdiğin yol Allah’ın yolu ise korkma, çekinme, darılma, üzülme, isyan etme Allah bizimle beraberdir. Sakın ola tedbiri elden bırakma! Savaşa devam et gücünün yettiğince. İster elinle olsun, ister kavlinle olsun,
isterse kalbinle. Ne yılmak var bize ne üşenmek ne de darılmak. Biz zü’l-fikarlarıyız Allah u Rasulün. Biz asakir-i mansure-i Muhammediyye’yiz alem-i İslam’ın.

Kıblemizdir Kudüs evvelden ve mi’racın köprüsüdür o.
Ulu bir şehirdir ki İslam’ın kalbi, isranın gözbebeği orası.
Duha vakti gibi gönülleri aydınlatan güneşin ışığıdır o.
Ülfetli Sultan’ın emaneti, mukaddes rahmet iklimi orası.
Sultanlar Şah’ı, gönüller Padişah’ı Rasulün mescididir o.
Engin bir maneviyat ummanı ve derunlar havuzu orası.

Sergah Dergi Kudüs sayısından…

Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

Yazar: Ahmed Ufuk Özçiçek

Bîz Ahmedî ve Muhammedî bir insan-ı kâmil olmaya çalışan insan-ı acûzuz.

Yorum bırakın