Çeşm-i Kainat

1400 sene evvel başladı bizim hikayemiz.
Acılar sarmıştı zayıfları gelmenden evvel.
Cehalet ve zulüm hükm sürdü uzun süre.
Haklılar zayıflar olunca ezildiler karanlıkta.
Şeyâtîn kol gezer oldu âlemin her yanında.
Ya kalbler taş kesildi emrine karşı dünyada,
Yahut dimağlar esir oldu taşlaşmış kalblere.
Lakin taşlar kulûb oldu ve korudu fillerden.
Gelmenden evvel ilham oldu dil-i Amine’ye,
İsmin ki o an kazındı içresinden derûnuna.
Öyle bir vakit geldi ki güneş doğdu kainatta.
Titredi yer ve gökler, gelişinin heyecanıyla.
Şeytan öfkeyle haykırdı gelişinle dünyada.
Süreyya yıldızı şerefle doldu nur-i â’lânla.
Sen doğdun ateşperestlerin ateşi sönüverdi,
Sen doğdun iremin sütunları harâb oluverdi.
Sen doğdun putlar aşağıların aşağısına indi.
Sen ki Sultanü’l-âlemin u Rasulsün kainatta.
Taş dile geldi, heyecan içresinde selam verdi.
Ağaç ayaklandı, aşk içresinde Sana geliverdi.
Esedullah Hamza radıyallahu anh da ışk eyledi.
Sana ki kavuştu Uhud’da şehid olarak Allah’a.
Nasıl da hüzün eylemiştin, yanmıştı yüreğin.
Nasıl da yanmıştı derûnun ta içreden içreye?
Sen ki Hamza’nın kâtiline dahi rahmet ittin.
Sen ki kaç mü’min canı alan Halid’i affettin.
Sen ki Hamza’nın yüreğini yiyeni affeyledin.
Eyle bizleri de af şu âlemde amellerimizden!
Himmetine muhtâcız dâim kainatta içreden.
Selamımız Sana, âl u ashabına şu âlemden.
Sen ki çeşm-i kainatsın dil u derûnumuzda.
Himmet eyle hayatta ümmetine dâima.
Ahmedî de diler himmetini Senden âlemde.
Eyle cemâlinle müşerref Ahmedî’yi âlemde!

Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

Yazar: Ahmed Ufuk Özçiçek

Bîz Ahmedî ve Muhammedî bir insan-ı kâmil olmaya çalışan insan-ı acûzuz.

Yorum bırakın